Bir antika fuarına gittiğinizde kendine özgü bir dil duyarsınız. Bunun sebebi antika ticaretinin belirli İngilizce terimlerle dönmesidir. İngilizce öğreniyor ve bu dünyaya adım atıyorsanız, ister ilk vintage parçanızı alıyor olun ister toptan pazarlık yapıyor olun, bu kelimeleri doğru kullanmak her şeyi değiştirebilir.
Antika ticareti için gerçekten ihtiyacınız olan doğal İngilizce işte burada.
Yaş ve Kökenden Bahsetmek
Her koleksiyoncunun veya satıcının sorduğu ilk şey "ne kadar eski?" ve "nereden?" olur. Bunlar her gün kullanacağınız temel antika İngilizce terimleridir.
Period, bir şeyin yapıldığı belirli zamanı ifade eder. Sadece "eski" değil — "Georgian dönemi" veya "Art Deco dönemi" dersiniz. İngiliz antikalarında Regency ve Victorian yaygın dönem etiketleridir. Mobilya için mid-century modern terimi popülerdir.
Attributed to, satıcıların altın kelimesidir. "Bu ünlü ustanın yaptığını düşünüyoruz ama kanıtlayamıyoruz" anlamına gelir. Eğer kesinse, mobilya için stamped (damgalı), gümüş için hallmarked (damgalı) denir.
Provenance, "mülkiyet geçmişi" için süslü bir kelimedir. Kimin sahibi olduğu bilinen iyi bir geçmişe sahip parça daha değerlidir.
Durumu Tarif Etmek
Bir keresinde yeni bir koleksiyoncunun gizli bir çatlağı olan bir sandalyeyi neredeyse satın aldığını izlemiştim. Sakın o kişi olmayın. Durumla ilgili kelime dağarcığı olmazsa olmazdır.
Satıcılar nadiren "kırık" der. Onun yerine restored (profesyonelce onarılmış) veya with restoration (onarım gerekiyor) derler. Minor restoration küçük düzeltmeler demektir. Patina, yüzeylerdeki doğal yaşlanmadır — koleksiyoncular onu sever, yeni başlayanlar ise genelde kir zanneder.
Durumla ilgili diğer önemli İngilizce koleksiyon terimleri:
- Chipped — küçük bir parça eksik (porselende yaygın)
- Faded — güneşten rengi solmuş
- Warped — ahşap şeklinden çıkmış, eğrilmiş
- Scratch — yüzeyde çizik
"Bu parçada herhangi bir onarım var mı?" diye sormaktan çekinmeyin. Bu, İngilizce koleksiyon terimlerini bildiğinizi gösterir.
Satın Alma ve Satış
Açık artırma ve ticaret kelimeleri pratiktir. Burada süslü bir dile ihtiyacınız yok.
Lot, açık artırmada birlikte satılan ürün veya gruptur. Estimate, tahmini fiyat aralığıdır. Reserve, satıcının kabul ettiği minimum fiyattır. Teklifler reserve ulaşmazsa ürün bought in — yani satılmamış olur.
Satıcılar genelde trade price (diğer satıcılar için indirimli) ve retail price (halkın ödediği) kullanır. Pazarlık yaparken "En iyi fiyatın nedir?" diye sormakta sorun yok. "Bu sizin trade fiyatınız mı?" da öyle.
Kısa Bir Diyalog
Gerçek hayatta kulağa böyle geliyor:
Siz: "Bu büfe hangi döneme ait?"
Satıcı: "Victorian, yaklaşık 1870. Kulplarda güzel bir patina var."
Siz: "Güzel. Herhangi bir onarım var mı?"
Satıcı: "Arka ayakta küçük bir onarım var. Altında ustanın damgası var."
Siz: "Trade fiyatınız nedir?"
Satıcı: "Altı yüz."
Siz: "Alıyorum."
Bu kısa konuşma, ihtiyacınız olan temel İngilizce koleksiyon terimlerinin çoğunu kullanıyor. Basit, değil mi?
Bu antika satıcısı İngilizcesi terimlerini bir sonraki açık artırmanızda veya pazarda kullanmaya hazır mısınız? Pratik yapmanın en iyi yolu gerçek konuşmalardır. Ticaret zeminine çıkmadan önce İngilizce seviyenizi kontrol etmek isterseniz, English Measure'de ücretsiz bir teste girin — okuma, dinleme, yazma ve konuşma hepsi bir arada. English Measure Test sayfasına gidin ve seviyenizi görün.
📝 İlgili Pratik Bölümü
Kelime Pratiği: Seviyenize göre hazırlanmış etkileşimli kelime listeleri ve alıştırmalarla kelime dağarcığınızı genişletin!
Öğrenmeye Devam Etmeye Hazır Mısın?
Sadece okumakla kalma! English Measure üzerindeki interaktif araçlarla pratik yap, dinleme ve konuşma becerilerini geliştir.